Telkin sanaatı ve telkin türleri

TELKİN SANATI ve TELKİN TÜRLERİ

Telkinler başlıca otoriter (direkt) ve indirekt olarak ikiye ayrılabilir. Direkt ve indirekt yaklaşım hakkında diğer bölümlerde bol bol açıklama bulacaksınız. Bu bölümde direkt veya indirekt olmayan diğer telkin türlerini inceleyelim. Literatürde geçen bu telkinlerin yaratıcısı Dr.Milton H.Erickson’dur. Aşağıda anlatılan telkinler dirençleri en aza indirmek için kullanılır.

İÇERİĞİ GENİŞ VE DAR OLAN TELKİNLER

“Güneşli pırıl pırıl bir günde güneşin sıcaklığını derinizde hissederken, denizden gelen tuz kokusu ve diğer kokular sizi ferahlatırken, sahildeki hafif hafif dalgalarda sizi gevşetebilir.”

Yukarıdakine benzer bir cümle (telkin) bir çok hipnoterapi seansında kullanılır. Yukarıdaki cümle içeriği geniş olan telkinlere örnek verilebilir. Bir telkin ne kadar detaylı ise ve ne kadar fazla 5 duyuya hitap ediyorsa içeriği o kadar geniştir. İçeriği geniş telkinler kullanmak genellikle daha yararlıdır. Ancak küçük birde riski bulunmaktadır. Bu risk kullandığınız telkinin içinde danışanın hoşlaşmadığı bir imge olmasıdır. Telkin ne kadar uzun ve detaylı olursa danışanın hoşlaşmadığı bir imge ile karşılaşma ihtimali o kadar artar. Örneğin Mısır doğumlu Türkiye’de yaşayan bir danışanımız güneş imgesinden hiç hoşlanmamıştı. O bölgede yaşayan insanlar için güneş değil yağmur olumlu bir imgedir ve hipnoz seansları için olumlu imgeler kullanmak tabiî ki daha iyidir. Yukarıda bahsedilen riske girmek istemeyen bir hipnoterapist telkinlerin detayları fazlaca içermesinden kaçınarak danışana minimum düzeyde detaylar tasvir edilebilir ve gerisini danışanın hayal gücüne bırakılabilir.

POST HİPNOTİK TELKİNLER

Post hipnotik telkinler hipnoz esnasında, hipnoz durumu bittikten sonra geçerli olmak üzere verilen telkinlerdir. “Hipnoz durumunuz sonlandıktan sonra, kendinizi daha dinlenmiş ve dinç hissedeceksiniz ve bu his ile birlikte enerji düzeyiniz artacak” cümlesi post hipnotik telkine bir örnektir.

ASLINDA TELKİN OLAN SORULAR (ACCESSİNG QUESTIONS)

Bu teknikte hipnoterapist sorusunu bir telkin olacak şekilde sorar. Örneğin “Acaba pırıl pırıl bir günde güneşin sıcaklığını derinizde hissederken, denizden gelen tuz kokusu ve diğer kokular sizi ferahlatırken, sahildeki hafif hafif dalgalarında sizi gevşettiği bir gününüzü hatırlayabilir misiniz?” sorusu aslında sorudan çok bir telkindir.

ZITLIKLARIN BİRLEŞİMİ OLAN TELKİNLER (APPOSİTİON OF OPPOSİTES)

“Sol elinizde bir serinlik ve uyuşukluk hissederken sağ elinizde bir ılıklık ve gevşeme hissedebilirsiniz.” Cümlesi zıtlıkların birleşimi şeklindeki telkinlere örnek verilebilir.

ALTERNATİFLERİ BAĞLAYAN TELKİNLER (BIND OF COMPARABLE ALTERNATİVES)

“Güzel bir hipnoz deneyimi yaşamak için bu sandalyeyi mi yoksa diğer sandalyeyi mi tercih edersiniz?” Şeklindeki telkin alternatifleri bağlayan telkinlere örnek verilebilir. Bu telkinin direk mesajı hipnoza mutlaka gireceksiniz şeklindedir.

KONFÜZYONEL TELKİNLER[1] (CONFUSIONAL SUGGESTIONS)

Tüm konfüzyonel telkinler disoriyantasyon amacı ile yapılır. Psikoterapi ister istemez bir disoriyantasyondur. Diğer telkinlerin tersine danışanda rahatlık duygusu yaratmazlar. Konfüzyonel telkinler açık değildirler. Konfüzyonel telkinler disosyasyonu kolaylaştırırlar. Bu teknikler danışanı kendi sorunları hakkında daha fazla bir içsel araştırma sürecine (psikoterapide yapılanda budur) götürür.

TÜM İHTİMALLERİ KAPSAYAN TELKİNLER

Telkine yanıtı arttırmanın yollarından biri de  telkinin içerisinde tüm seçeneklere yer vermektir. Örneğin terapist danışanın hipnotik trans durumuna geçmesini ister ama şöyle telkinde bulunur: “Şimdi hipnotik trans durumuna geçebilirsiniz veya az sonra geçebilirsiniz. Çok derin bir hipnotik trans durumuna geçebilirsiniz ve bu sizin için çok hoş bir hipnoz deneyimi olabilir. Veya çok hafif bir hipnotik trans durumuna geçebilirsiniz bu durumda da hipnozu öğrenmenin zevkini yaşayabilirsiniz.

Örnek telkin:

“ Az sonra çok önemli bazı anılarınızı hatırlayabilirsiniz. Anılardan biri belki de erken dönem çocukluk anılarınızdan biri olabilir. Bir diğeri son zamanlarda olmuş bir anı olabilir. Bir diğeri ise çok uzun zaman önce ile şimdi arasında bir yerlerde bir anı olabilir.”

Bir anı ya eskidir ya yeni yada bu ikisinin ortalarında bir yerlerdedir. Yani zaten başka seçenek yok. Burada terapistin asıl amacı uzak geçmişte meydana gelen bir anının hatırlanmasıdır. Ancak yakın geçmişin hatırlanması ihtimali de telkinin içinde  özellikle bulundurulmaktadır. Çünkü en kötü ihtimalle yakın geçmişte meydana gelmiş bir anı hatırlanır ve böylece telkine yanıt alınmış olur.

 Şimdi düşünelim, danışana çok eski bir anınızı hatırlayacaksınız telkinine yanıt almak mı daha kolaydır, yoksa herhangi bir anınızı hatırlayacasınız şeklinde tüm ihtimalleri kapsayan bir  telkine yanıt almak mı daha kolaydır? Tabiî ki ikincisine. Çünkü hemen hemen herkes yakın zamanda olmuş bir anısını hatırlayabilir.

METAFORLAR

Metaforlar bilinen en güçlü ve güçlü olmasına rağmen aynı zamanda yumuşak (gentle) iletişim yöntemidir. Her metafor öyle veya böyle indirekt bir telkin veya mesaj içerir. Bu konunun piri olan Milton Erickson hastalarına kendi hayatından örnekler, hikayeler anlatarak terapilerini yürütebilirdi.

TAHMİN

Bir tahmin telkinin meydana geleceğini varsayar ancak zamanını hastaya bırakır. Burada söz konusu olan telkinin hasta tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceği değil ne zaman gerçekleştirileceğidir. Örneğin: “Tahmin konusunu ne zaman anlarsanız o zaman şaşıracaksınız.”

TRUİSM

Bu telkin metodunda telkinler herkes tarafından bilinen bir gerçeğin arkasına yapıştırılır. Örneğin hastamıza derin hipnozu deneyimleyeceğini telkin edeceğiz şöyle diyebiliriz: “Her insan eşsizdir (truism), hepimiz bunu biliyoruz, bu yüzden derin hipnozu kendinize has ve kendinize özel bir şekilde deneyimleyecesinizdir.

SEMPTOMU ÖNERME

PARMAK EMME

15 yaşında bir kız Erickson’a getirilir. Kız gün boyunca parmağını ağzından çıkarmamaktadır. Kızın okulundaki herkes bu durumdan rahatsızdır. Kız Erickson’un ofisine getirildiğinde sesli sesli ve keyifle parmağını emmektedir. Erickson danışanına “Ben ailenle görüştüm, artık parmak emdiğin için sana hiçbir şey söylemeyecekler. Gönül rahatlığıyla akşam yemekten sonra babanın yanına oturarak parmaklarını keyifle emerken babanı rahatsız edebilirsin. Sonrada sıra annene gelir. Okula gittiğinde arkadaşlarının yanında da parmaklarını emmelisin ki tüm dikkatler senin üzerinde olsun ve aynı zamanda arkadaşlarını da rahatsız edebilesin. Biliyorsun ki farklılıklar rahatsızlık yaratır” der .
Bir aydan daha az bir süre sonra kız artık parmak emme dışında başka davranışlara yönelir. Çünkü Erickson parmak emme davranışını kıza verdiği telkinlerle bir zorunluluk haline getirmiştir (Symptom Prescription). Kızın yapmak zorunda olduğu şeyleri yapmama eğiliminde olduğunu Erickson fark etmişti. Duygularını ifade etmek için artık başka yollar bulmuştu. Artık bu davranış Erickson’un bu sözlerinden sonra kontrol edilemeyen kötü alışkanlık olma özelliğini yitirmişti. Erickson parmak emme davranışını yeniden çerçevelediği gibi semptomu önerme yöntemini de bu vakada kullanmıştır. Bu şekildeki semptomu önerme yöntemi Alfred Adler’ in şu sözü ile ilintilidir. ”Terapi bir insanın çorbasına tükürmeye benzer. Yemeye devam edebilirler ama, zevk alamazlar.” Erickson zaten danışanın yapmakta olduğu davranışı (parmak emme) önermekle bir anlamda danışanın çorbasına yabancı bir madde koymuştur. Bundan dolayı aynı davranışı sürdürme ihtimali çok zayıftır (Rosen, 1982). 

Semptomu önerme tekniğine bir de depresyondan örnek verebiliriz (Yapko,2003). Dr.Yapko Depresyondan dolayı gününün bir kısmını yatakta geçiren bir hastasına belli saatler arasında yatakta kalmasını önerir. Yatakta uzanmayı depresyonun devamı olarak hasta zaten yapmaktadır. Dr.Yapko hastasına yatakta uzanmayınız dememektedir. Yatakta uzanabilirsiniz ancak şu saatler arasında demektedir. Birkaç gün sonra Yapko’nun hastası gelir ve “Doktor birkaç gün önce yatakta uzanmak en büyük keyfimdi. Şimdi ise ‘hapishanede yatmak gibi bir şey’” der.

Semptomu önerme tekniğinin çalışmasının nedeni semptomun orijinal anlamını yitirmesidir. Semptomu önerme tekniğinin iyi çalışmasının başka bir nedeni de semptom artık onların değildir çünkü semptomu terapist önermiştir.

SONUÇLAR

İletişimde her kelime her cümle bir uyaran olabilir. Bu yüzden hipnoterapide her kelime, cümle ve telkin özenle seçilmelidir.Bu bağlamda telkinler söz konusu olduğunda aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:

-Telkinlerinizin kısa, anlaşılır ve kolay takip edilebilir olması önemlidir. Çünkü karmaşık telkinleri anlamak için danışan bilinçli zihnini alert bir durumda tutmak zorunda kalır. Oysa basit telkinlerde danışan süreci akışına bırakır ve sözlerinizi (telkinlerinizi) kritik etmez.

-Sesinizi uygun yerde zamanda alçaltın ve yükseltiniz. Telkinler hep aynı tonda verilmemelidir.

-Danışana onun iznini almadan asla ve asla dokunmayınız.

-Mümkün olduğu kadar cümlelerinizi şimdiki zaman kalıbı içerisinde kurunuz.

-Mümkün olduğu kadar danışanınızın dilini kullanmaya dikkat ediniz.

-Telkinlerde pozitif dil kullanılmalıdır. Pizzanın tadını düşünmeyiniz dediğinizde insanlar pizzanın tadını düşünür. Bundan dolayı depresyonda olan bir danışanınıza “Hipnozdan sonra mutsuz olmayacaksınız” demek yerine pzitif bir dil kullanarak “Hipnozdan sonra kendinizi daha iyi hissedeceksiniz demek” daha doğrudur.


[1] Danışanda kafa karışıklığı yaratan telkinler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close