Hipnoza yatkınlık ve hipnozun derinliği

HİPNOZA YATKINLIK ve HİPNOZUN DERİNLİĞİ

Hipnoz durumu aşk, sevgi, veya öfke gibi bireysel bir deneyim olduğu için hipnoza yatkınlığı (başka bir deyişle  bir kişinin ne kadar derin bir hipnoza girebilip giremeyeceğinin belirlenmesi) ölçmek hiç te kolay bir görev değildir. Nasıl ki sevgiyi veya öfkeyi hisseden iki insan değişik tepkiler verebiliyor ve bu duyguları değişik davranışlar ile gösteriyorsa, hipnoz durumunu hisseden iki insanın da deneyimleri, tepkileri ve davranışları aynı olamamaktadır.

Maalesef hipnoz her insana uygulanabilen bir yöntem değil. Amerikan klinik hipnoz birliği yaynınlarına göre (Syllabus on Hypnosis and Handbook of Therapeutic Suggestions, 1973) insanların % 5 i asla hipnozu deneyimleyememektedir.  İnsanların ancak % 20’ si derin hipnozu deneyimleyebilmektedir. Geri kalan kısmı orta düzey bir hipnoz deneyimi yaşayabilmektedir. Ancak şurası çok çok önemlidir ki hipnoza yatkınlığı düşük olan bireyler en hafif hipnoz durumundan bile çok etkilenebilmekte ve töropatik amaçlarını gerçekleştirebilmektedirler. Bu durumda şunu çok net bir şekilde söyleyebiliriz ki hipnozdan en büyük faydayı sağlayanlar, hipnoza en yatkın olanlar (en derin hipnoza girebilenler) olmak zorunda değildir.

Hipnoza yatkınlığı ve hipnozun derinliğini ölçen testleri hepsi bazı varsayımlar üzerine kuruludur. Örneğin bir kimsede yaş geriletmesi gözlemlenmiş ise bu kişinin hipnoz derinliği en azından orta düzey olarak varsayılır. Kişi hipnozda iken hipnoanestezi ile ağrısını yok edebilmiş ise kişinin hipnozdaki derinliği derin olarak varsayılır. Bu testler sürekli X hipnotik fenomeni görülür ise Y derinliğine ulaşılmıştır varsayımı üzerine kurulu testlerdir. Ancak bu varsayımlar doğru değildir. Örneğin bir spor müsabakası esnasında herhangi bir yaralanma olduğunda ve bunun sonucu olarak bir kanama meydana geldiğinde sporcu bu durumu çok sonradan fark edebilir. Bu durumu çoğumuz yaşamışızdır. Hatta “Elim kesilmiş hiç haberim olmamış” deriz. Bu durumda da bir hipnoanestezi söz konusu ancak bu durumu deneyimleyen kişiler kesinlikle derin hipnozda değiller. İşte yukarıda bahsettiğimiz varsayımlar bu yüzden yanlıştır.

Ancak şurası önemlidir ki bu tür testler klinisyenlere çok fazla yardımcı olamamakta ve gerçeği gösterememektedir. Çünkü bu tür istatistikler için gönüllü olan insanların tedavi olmak gibi bir amaçları bulunmamaktadır. Bundan dolayıda hipnoza girmek için istek ve motivasyonları düşük olabilir. Klinik ortamda hipnoz uygulamalarında insanlar bir deney için değil de, iyi, sağlıklı, mutlu ve başarılı olmak için hipnoterapiye gider. Bu amaçlarından dolayı terapistin söylediklerini yerine getirmek için daha fazla gayret gösterebilirler. Oysa deneysel ortamda böyle bir motivasyon bulunmamaktadır. Dolayısı ile hipnozu araştırmak veya hipnoza yatkınlık testi geliştirmek için laboratuar ortamında meydana getirilen hipnoz durumu ile klinik ortamda psikoterapi amaçlı oluşturulan hipnoz durumu aynı değildir. Laboratuar ortamında deney karşılığı para alan bir insana hipnozu uygulamak başka şeydir kronik ağrısını dindirmek için hipnoterapiye müracaat etmiş kişiye hipnozu uygulamak çok başka şeydir. Her şeyden terapi ortamının sinerjisi laboratuar ortamında bulunmamaktadır.

Hipnoza uygun olan ve olmayan insanlar arasındaki fark nedir? Doğrusu bu konudaki teorik tartışmalar hala sürmektedir. Hipnoza yatkınlığı ölçtüğü iddia edilen testler, doğru olmayan varsayımlara dayandığı için bu testleri kullanmak istemiyoruz. Çünkü bu testlerde hipnoza yatkınlığı çok düşük olan birisi hipnoterapide çok başarılı töropatik sonuçlar elde edebilmektedir. O zaman sokaktaki vatandaş yada bu metinleri okuyan insanlar  hipnoz için uygun olup olmadıklarını nereden bilecekler. Doğrusu bu konuda istisnalar kaideyi bozmamak kaydı ile basit bir tüyo verebiliriz: Ne kadar sosyal iseniz, insanlarla ne kadar çabuk kaynaşıp  arkadaş olabiliyor iseniz genellikle o kadar hipnoza uygunsunuzdur. Bir müziği dinlerken dinlediğiniz müziği kendinizi ne kadar verebiliyorsanız genellikle hipnoza o kadar uygunsunuzdur. Ancak hipnoza uygun olmanız da hipnoteraapiden mutlaka başarılı sonuç alacağınız anlamına maalesef gelmiyor. Çünkü hipnoz olabilmek başka bir şeydir hipnoterapi çok başka bir şeydir.

I.Q (zeka)  ve E.Q (duygusal zeka) yüksek insanlar hipnoz için daha uygundurlar.  

Görüldüğü gibi bir kişinin hipnoza ne kadar yatkın olduğunun belirlenebilmesi ve bir kişinin ne kadar derin bir hipnotik trans durumuna geçebilip geçemeyeceğinin belirlenmesi problemli bir konudur. Hipnoza yatkınlık testlerinden en bilineni, Stanford hipnoza yatkınlık ölçeğidir. (Stanford hypnotic susceptibility scale). Bu Ölçeği Weitzenhoffer ve Hilgard  1962 yılında geliştirmiştir. Bu testte hipnoza yatkınlığı çok iyi olan bir kişi hipnoterapi sonucunda mutlaka iyi sonuçlar alır diyemiyoruz.

Tellegen ve Atkinson Kendini vermeyi (absorption) bir insanın deneyimini değiştirmeye açıklık olarak tanımlamış ve bu açıklığa sahip insanların hipnoza yatkın olduğunu savunmuştur. Hipnoza yatkınlık konusunda en uygun ölçeğin Tellegen ve Atkinson tarafından 1974 yılında geliştirilen Tellegen Kendini Verme Ölçeği (Tellegen Absorption Scale) olduğunu düşünüyoruz. Bu ölçeğin Türkiye Standardizasyonu için çalışmalara başladık. Ölçeğin İngilizce orjinaline http://socrates.berkeley.edu/~kihlstrm/TAS.htm sayfasından ulaşabilirsiniz.

İMGELEM YETENEĞİ VE HİPNOZA YATKINLIK

Bazı insanlar vardır ki sadece geçmişte veya şimdi yaşadıkları şeylerle haşır neşir olmayı severler. Hayal etmeyi ve imgelemeyi sevmezler. Çünkü onlar için somut şeyler ve bilinen şeyler önemlidir. Bilinen ve yaşanmışlığın dışında kalan şeyleri bu yüzden tasavvur etmekte zorlanabilirler. Onlar için bildikleri yol her zaman en iyi yoldur. Bu yapıda olan insanların hipnoza yatkınlığının daha düşük olduğu genel olarak düşünülür. Diğer taraftan hiç olmamış bir şeyi hayal edebilen, yaratıcı düşünebilen, sorunlara değişik çözüm yolları üretebilen ve soyut düşünebilen insanların hipnoza oldukça  yatkın olduğu belirlenmiştir (Barber, 2000, Hillgard, 1977)

KİŞİLİK TESTLERİ VE HİPNOZ OLMA KAPASİTESİ

Araştırmacılar hipnoza yatkınlığı yüksek ve düşük bireylere kişilik testleri (MMPI, TAT, CPI, ) uygulamışlardır. Sonuç olarak hipnoza yatkın olan insanların kişilik testleri sonuçları arasında bir korelasyon bulunamamıştır.

CİNSİYET VE HİPNOZA YATKINLIK

Erkek ve kadının hipnoza yatkınlığı bakımından istatistiksel anlamda önemli bir farklılık bulunamamıştır.

YAŞ VE HİPNOZA YATKINLIK

Bir kişinin yaşı hipnoza yatkınlığını etkiler mi? Bu konudaki genel görüş “tabiî ki etkiler” şeklindedir. Çocuklar hipnoza çok daha yatkındırlar. Bunun nedeni olarak çocukların realite hakkındaki düşüncelerinin daha esnek olması gösterilmektedir.

Yetişkinlerin hipnozu ve çocukların hipnozu farklılıklar göstermektedir. Çocuklara hipnoz yetişkinlere uygulandığı gibi uygulanmamaktadır. Çocukların hipnoza girişinde (indüksiyon) çocukların sevdiği hayal ve fantezilere bol bol yer verilir. Yetişkinlerin hipnozunda katalepsi[1] görülebilirken çocukların hipnozunda kataleptik bir hal görülmez. Çocuklar hipnoz durumunda kıpır kıpır olabilirler. Hipnoz durumunda olan bir çocuğun bu hali hipnozda olmadığı fikrini uyandırabilir. Çocuklar çok hareketli de olsalar hipnotik trans durumunda olabilirler.

PSİKOPATOLOJİ VE HİPNOZA YATKINLIK

Standardize edilmiş hipnoza yatkınlık testleri ve fobik insanların hipnoza daha yatkın olduğunu söylemektedir.  Benzer şekilde bu testler ile pst travmatik stres bozukluğu, disosyatif kimlik bozukluğu, uyku bozuklukları, ve yeme bozuklukları arasında korelasyonlar bulunmuştur (Yapko, 2003)

HİPNOZA YATKINLIK GELİŞTİRİLEBİLİR Mİ?

Niye iki kiraz kopardın bir kiraz yetmiyormuydu? Vakası anlatılacak.

HİPNOZUN DERİNLİĞİ

Yukarıda bahsi geçen hipnoza yatkınlık ölçekleri bir insanın hipnozu hangi derinlikte yaşayabileceğini ölçmek amacı ile hazırlanmaktadır. Genel kanıya göre hipnoz durumunun başlıca 4 düzeyi vardır.

1-Hafif Hipnoz

Bu hipnozun ilk basamağıdır. Bu basamakta hipnozdaki kişide aşağıdaki durumlar gözlenir.

-Hareket etme azalmıştır.

-Yutkunma refleksi artar.

-Kişinin yüz ifadesi ve duruşu rahatlamıştır.

-Nefesler derinleşmeye ve yavaşlamaya başlamıştır. Düzenli bir solunum görülür.

2-Orta Düzey Hipnoz

Bu düzey bir sonraki basamaktır. Bu düzeyde danışanın farkındalığı dıştan içe doğru yönelmeye başlar. Bu düzeyde danışan dış dünyanın farkındalığını tamamen kaybetmez. O esnada dış dünyanın da farkındadır ancak önem vermez. Örneğin seanslarımız esnasında hapşırdığımız zaman danışanlarımız bize “çok yaşayın” demezler. Çünkü o esnada kendi vücutları dışında olup bitenlerin farkında olsalar da önem vermezler.

Bu düzeyde danışanlar, midelerinden gelen sesleri, nabız atışlarını duyabilir hale gelirler.

Bu düzeyde aşağıdaki durumlarda gözlemlenebilir.

-Hafif hipnoz belirtileri bu basamakta daha yoğun hissedilir.

-Başın durduğu yer değişebilir. Danışanın başı yan tarafa doğru düşebilir.

-Ağız hafifçe açılabilir.

-Çilt renk değiştirebilir.

-Uyuşukluk ve rehavet hali gelir.

-Yorgunluk hissi gelebilir.

-Tepki verme hızı azalır.

-Seğirmeler görülebilir.

-Göz yaşı salgılanması artabilir.

-Karından nefes alma artar.

-Esneme artar.

3-Derin Hipnoz

İşte her insanın ulaşamadığı düzey bu düzeydir. Bu düzeyde kişinin telkinlere daha çabuk yenıt verir. Derin hipnozda aşağıdaki durumlar görülür.

-Hafif ve orta düzey hipnozda görülen değişiklikler bu düzeyde artarak devam eder.

-Kısmi ve genel unutma (amnesia) meydana gelebilir. (Kişi hipnozda yaşadıklarını veya hipnozdaki konuşmaları unutabilir.)

-Hipnoanaljezi ve ve hipnoanestezi kapasitesi artar.

-Derin karından (abdominal) nefes görülür.

-Kişi sık sık iç çekebilir.

Bir hipnoz uygulaması esnasında hipnozun derinliği sürekli değişebilmektedir. Bir kişiden sürekli derin hipnozda kalması beklenmemelidir.

4-Somnambulizm

Somnambulizm kelime olarak uyurgezerlik demektir. Somnambul düzeyde hipnozda olan birisi dışarıdan bakıldığında uyurgezerlere benzer. Yoksa tabiî ki aslında bu düzeyde bile insanlar uyumazlar. Çünkü somnambul düzeyde bile insanlar kendilerine söylenilenleri duyabilirler ve duydukları şeylere tepki verebilirler. Oysa doğal uyku durumunda insanlar etrafta olup biten şeyleri zor duyarlar ve bundan dolayı tepki vermezler.

Derin hipnoz bölümünde anlatılan özellikler ve durumlar hipnozdaki kişi gözlerini açtığında da gözlemlenebiliyorsa bu durumda bu kişi için somnambul düzeyde hipnozda denilir. Bu durumda kişi hipnoz durumu bozulmadan gözlerini açabilir, yürüyebilir ve konuşabilir. Dışarıdan bakıldığında hipnotik trans durumunda olduğu anlaşılmaz. Bu derinlik psikoterapi için uygun değildir. Bu derinlikte bile insanlar kendilerine uymayan bir telkini kabul etmezler.

Her insan varlığı eşsizdir, her insanın hipnoz deneyimi de eşsizdir.    

TELKİNE YATKINLIK TESTLERİ

Chevruel’s Pendulum

If you are going to do effective hypnosis inductions, you need to know how to do suggestibility tests.

Suggestibility tests are important for knowing how suggestible you will be under hypnosis.

One test I like to do involves using the Chevreul’s pendulum. This test is named after an early French hypnotist. It is an excellent initial test because it is successful with most people and is non threatening.

Chevreul discovered if you fervidly imagine something, the human body behaves in a way as if the imagined situation has already come to pass.

You can also perform this suggestibility test on yourself withoutu the help of anyone else.

If you don’t have a pendulum, pictured below, you can make one yourself with string and a washer or other item tied to the bottom.

First, draw a circle about 12 inches in diameter on a paper and then divide it in quarters using intersecting lines. Label the lines A, B, C, D as illustrated.

Then hold the pendulum over the center of the circle where the lines intersect. Sit at a table and rest your elbows.

Hold the pendulum so it will swing freely and avoid having a death grip on it!

Now, mentally imagine the pendulum swinging vertically from B to C avoiding doing anything to make it swing.Once the pendulum starts to swing, very slightly at first and then more, begin to imagine it making a circle.

If you have a positive response and the pendlum moves exactly in the direction of each suggestion, this would indicate that you are suggestible and a good candidate for hypnosis inductions.

If you have a negative response, the pendulum does not move.

If it moves in a different direction than is suggested, that means that your mind jumps around and could indicate problems when suggestion is given under hypnosis.

This is an interesting and fun test, yet it is an accurate evaluation of suggestibility.

SICAK NESNE TESTİ

Bu testte terapist danışanın eline herhangi bir nesne verir ve danışan gözlerini kapatır. Terapist danışana “Elinizdeki nesne özel bir kimyasal madde ile kaplandığı için elinizi hafifçe sıkarsanız nesne ısınmaya başlayacaktır. Elinizdeki gittikçe artan ısıyı hissedebilirsiniz.” Vb.konuşmalar yapar. Danışan elinin ne kadar ısındığını belirtiyor ise telkine yatkınlığı o kadar fazladır.

İntihar girişiminde bulunan depresyon hastaları, paranoyak şizofren hastaları ve kronik OKB hastaları en azından terapinin başında hipnoz için uygun değildirler.

[1] Bazı hipnotik trans durumlarında kaslarda sertleşme, postürde sabitleşme ve ağrıya duyarsızlaşma ile karakterize olan durum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close